Bloglarımızda ürettiğimiz içerikler ve Google...

     Bloglarımız, Google için ne ifade ediyor acaba? Ürettiğimiz içerikler bir işine yarıyor mu? Ya da bloglar, içerik üretiminin neresinde yer alıyor? Şu ana kadar ki en çok içeriği barındıran site hangisi acaba? Ya da en çok içerik bulunan blogda kaç yazı vardır? Kafamda deli sorular arkadaşlar. 

FAİZ İNDİRMEYE DEVAMKE…

     Merkez Bankası faizi %16’dan, %15’e indirdi. Bunu duyan dolar ve euro yerinde durmadı tabi. Dolar 11 lira, euro 12,49 lira oldu. Önümüzdeki ayda Merkez Bankası’nın yine faiz indireceği düşünülüyor. Yıl sonunda dolar ve euro, bu gidişle çok rahat 15’leri görür.

BERABERLİK GEÇİYOR İÇİMDEN…

     Pazar günü Galatasaray- Fenerbahçe derbisi var. Galatasaray’lı olarak galibiyet isterim bu maçta. Ama içimden geçen beraberlik.

ZEYTİNLİ BİSKÜVİNİN HİSSETTİRDİĞİ...

     Eti, Burçak bisküvisinin zeytinlisini çıkarmış. Bisküviti yerken sanki zeytin ekmek yiyormuşum hissiyatına kapılıyorum. Bir ara kalkıp gerçekten zeytin ekmek yemeyi düşündüm.

BU BELGESELİ İZLERİM…

     Sezai Karakoç’un şiirlerinden birini dinledim YouTube’da. Şiirini dinledim diye önerilen videolar arasında hayatını anlatan bir belgesele denk geldim. Daha sonra izle bölümüne kaydettim videoyu. İlk müsait zamanda izlemeli bu belgeseli.

BLOG SONRASI DÜZYAZI OLDU HAYATIM…

     Şair olmak isterdim ben de. Bir zamanlar şiirler de yazardım. Küçük bir şiir defterim de vardı hatta. Sonradan nedense bıraktım şiiri. Blogla beraber daha çok düzyazıya önem verdim.

ÖĞLENE KADAR UYURDUM…

     Bugün yataktan o kadar zor kalktım ki. O kadar tatlı bir uykum vardı ki. Öğleye kadar uyuyabilirdim.

HER GÜNE BİR TWEET…

     Twitter’da genelde başkalarının içeriklerini retweet yaparım ben. Onun dışında da blog yazılarımı paylaşırım bir de. Ama artık yeni bir karar aldım: En azından günde bir tane de olsa kendi düşüncelerimi yazacağım tweetler atacağım.

İÇİNDEKİ ÇOCUĞA KULAK VERME…

     Erkekler olarak, içimizdeki çocuğa pek kulak vermiyoruz gibi. Ama kadınlarda bunun tam tersi. İçindeki çocuğu yakından dinliyorlar. Hala birer küçük bir kız çocuğu gibi davranabiliyorlar.

Depremin merkez üssü, benim yaşadığım yermiş...

     Bugün 5,3 şiddetinde bir deprem oldu. Depremin merkez üssü ise benim yaşadığım yer, Düzce’nin Çilimli ilçesi. Baya iyi sallandık. Daha önce de küçük çaplı depremler oluyordu. Ama bu başkaydı.

CANLI YAYINDA DEPREM…

     Bu akşam kız kardeşim arkadaşlarıyla telefondan görüntülü konuşuyordu. O anda bir tane daha artçı deprem oldu. Kız kardeşimin arkadaşlarından birinin yorumu: “Canlı yayında deprem”

CILIMLI MI?

     15:40 gibi yaşanan depremi anlatan spiker, Çilimli yerine Cılımlı dedi. Adam ne yapsın, sitede öyle yazıyor. Daha sonra uyardılar onu ve doğrusunu söyledi. Türkçe karakter kurbanı oldu yani.

ESKİ DEPREMLERİ HATIRLATAN DEPREM…

     Deprem sırasında Bolu’da olan bir haber ajansı muhabiri, yaşanan depremle ilgili vatandaşların, “Büyük deprem zamanını hatırlatan depremler gibiydi” dediğini söyledi. Yazının en başında neden, “Bu başkaydı” dememin nedeni işte buydu.

GÜLE GÜLE SEZAİ KARAKOÇ…

     Sezai Karakoç dün hayatını kaybetmiş. Bugün de toprağa verildi. Sezai Karakoç dendiğinde benim aklıma Mona Rosa şiiri gelir. Bir kadına yazılmış bir şiir bu. Ama detayları hatırlamıyor. Zaten ölümü nedeniyle bir çok paylaşım yapıldı. Bu paylaşımlarda bu şiirin hikayesine yer verenler de vardı.

DOLARIN KAÇA KADAR YÜKSELSİN İSTİYORSUNUZ?

     Doların devamlı yükselmesini isteyenlere soruyorum: “Size kaç olsa yeter dolar?”

TARİHİ REKOR BAŞLIKLARI BAYDI ARTIK…

     “Dolardan tarihi rekor” gibi başlıklar sıkıcı olmaya başladı artık. Her gün rekor kırıyor Dolar. Her gün de aynı başlık olmaz ki. Biraz kendinizi geliştirin. Ya da dolar ne kadar olduysa sadece rakam olarak onu verin.

UMARIM DEEP YANILIR…

     Dün akşam Karadağ’ı, 2-1 yenip 2022 Katar Dünya Kupası elemelerinde play off oynamaya hak kazandık. Deep, “Bizim takım sadece tırışka takımları yenebiliyor, rezil olacağız” diye yorum yapmış bir önceki yazıma. Dün akşam çok gol şansı verdik. Başka takım olsa daha ilk yarıda maçı bitirirdi. O yüzden Deep’in yorumuna, “Hayır, yanlış düşünüyorsun” diyemiyorum.

 

 

Yeni içerik üretmek zorunda olmak yıpratıcı mı yoksa geliştirici mi?

     Her zaman yeni bir içerik üretmek zorunda olmak insanı tüketen bir şey mi, yoksa geliştiren bir şey mi? Bak bu konu üzerine düşünülür. 

ESKİ GÜNLERİ YAŞAMAYALIM SONRA…  

     Şeker fiyatlarına zam geldi. Eskiden şekeri zor bulurlarmış. Kağıdın içinde alırlarmış. Kağıttan külah yaparlarmış. Onun içine konulup satılırmış şeker. Çok kıymetliymiş eskiden. Eski günlere dönmeyelim yeniden. Eski günleri hatırlayıp nostalji yapmak güzel ama eski günlerin yokluğunu yaşamak güzel olmasa gerek.

SORGULAMAYAN İNSANIMIZ…

     İnsanlar, insanlarımız. Sormadan, sorgulamadan ürün alırlar. Sonradan da feryat figan ederler. “Bana öyle demediler, böyle demediler” diye. Biz millet olarak hak ediyoruz böyle şeyleri.

SQUİD GAME SKEÇİ…

     Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’de, Squid Game’in parodisini yapmışlar. Zaman zaman güzel hareketler olsa da genelinde bir işe yaramaz bir skeç olmuş.

KENDİNİ NASIL PROGRAMLARSAN ÖYLE GİDER…

     İnsan kendini nasıl programlarsa öyle gidermiş. Amcaoğlu askerliğini 15 ay yapmıştı herhalde. Ben 6 ay yaptım. “15 ay askerliğe nasıl dayandın?” diye sorduğumda, “Zaten sen kendini giderken 15 aya göre programlıyorsun” demişti. Yani beyni ona göre ayarlıyorsun. Böylece 15 ayı çekilir kılıyorsun kendine.

RUHUM NASIL BİR YAZI STİLİ SEÇECEK BANA…

     Blog dünyamda yeni yeni şeyler deniyorum. Çok kısacık yazılar yazıyorum mesela. Ama bunlar bilinçli değil. O an içimden gelenler. Bakalım ruh halim beni nasıl bir yazı pratiğine yönlendirecek.

İNSTAGRAM’DA DURUM YAPTINIZ MI?

     İnstagram’da durum özelliği gelmiş. Siz yaptınız mı? Ben yaptım. “Şu an çalışıyorum” diye durum yaptım kendime. Ve ayrıca durum kısmına da not düştüm, “Biz çalışmaya mı geldik dünyaya?” diye.

DEĞİŞEN BİR ŞEY OLMAYACAK MI?

     Muhalefetin şimdiden yaptıklarını görünce, “Muhalefet kazandığında sanki yine değişen bir şey olmayacak gibi” diyorum.

SOSYAL MEDYA ÖNLEMİ ALMALIYIM…

     Dün gece tuvalet için uyandığımda sosyal medyaya baktım. Yarım saat geçirmişim. Acilen kendime önlem almalıyım.

BANA ÖNERİN…

     Ben uyurken bile para kazanabileceğim bir iş söyleyebilir misiniz bana?

İÇERİK SIKINTISI HER YERDE…

     Biz, Blogger’lar her gün ne yazsak diye düşünürken aynı şeyi YouTuberlar da düşünüyor. Artık çekilecek içerik kalmadı. O nedenle başka kanallardaki içerikleri de çekiyorlar. Tepkikolik’teki, erkeklerin doğum sancısı içeriğini Ali Biçim de çekmiş.

HAYATTAKİ MOTTOMUZ İÇİN BİR ÖNERİ…

     Hayat mottomuz aslında ne olmalı biliyor musunuz? “Bu işin doğasında var” cümlesi. Bir işe ya da bir ilişkiye başlarken gün gelip o işten çıkabileceğini, gün gelip o ilişkinin bitebileceğini düşünerek başlamalı insan, bir işe ve bir ilişkiye.

HALI YIKAMACILAR İYİ Kİ VARLAR…

     Halı yıkamacılar ne pratik değil mi? Alıyorlar, yıkıyorlar ve getiriyorlar. Artık kimsenin halı yıkamaya vakti yok. “Kurutmaya çalışırken yeniden kirleniyor” dedi annem mesela. Bir de onu yıkarken ki yorgunluk cabası.

    

Sinan Canan'ın yeni kitabı: Yeni Dünyanın Cesur İnsanı...

     Sinan Canan’ın yeni kitabı, Yeni Dünyanın Cesur İnsanı çıktı. 176 sayfadan oluşan kitabın ilk baskısı 20 bin adet yapılmış.

Çok Güzel Hareketler Bunlar 2, 100. bölümde efsane konuk var...

     Çok Güzel Hareketler Bunlar 2, pazartesi akşamı 100.bölümü ile ekranda olacak. Bu bölümde Yılmaz Erdoğan var. Bir de sürpriz konuk var. Sürahi Hanım. Yasemin Yalçın var.

2022 Katar Dünya Kupasına bu akşam gidebiliriz...

     Bu akşam A Milli futbol takımımızın kader akşamı. Ya play off maçlarını oynamaya hak kazanacağız  ya Dünya Kupasına direk gideceğiz ya da evden izleyeceğiz.

Bağımsız milletvekili adayı: Jahrein...

     Twitch yayıncısı Jahrein, bağımsız milletvekili adayı olacakmış. Teke Tek programında Fatih Altaylı’nın konuğu oldu bu akşam.

Yine bana hasret, yine bana hüsran var...

     Yine bana hasret, yine bana hüsran var diye mırıldanmaya başladıysam eğer… Yalnız kalma ve kendimi slov şarkılara vurma zamanım gelmiş demektir.

Kişisel gelişimciler mi haksız yoksa ben mi?

     Kişisel gelişimcilere güvenim kalmadı artık. İnsanı olmadık hayaller peşinde koşturuyorlar. Ya da ben yanlış düşünüyorum. Olmadık hayaller kuruyorum.

Pazar kahvaltısı değil cumartesi kahvaltısı...

     İş yerindekilerle kahvaltıya gidip gitmemekte kararsızdım. Daha yeni uyanmıştım. Tekrar yatağa girip uykuma devam etmek istiyordum. Ama kardeşim, “Git” dedi. Ben de onun sözüne uyarak gittim. İyi ki gitmişim. Sohbetin/muhabbetin dibine vurduk. Kahvaltından sonra da bir kahveciye gidip kahve içtik. Ben mocha aldım. Artık mocha da bana tatlı gelmeye başladı. Ama normal yani sek kahveye de daha alışamadım. Garip bir durum.

ONCA TABAĞI YERLEŞTİRME SORUNU…

     Serpme kahvaltı tercih ettik. Kişi başı 45 liraydı. Serpme kahvaltılarda da kahvaltılıklara yer bulma sorunu oluyor. Daracık masalara, onca küçük tabakları sıkıştırmaya/tıkıştırmaya çalışıyorlar.

KAHVALTI EDEMEYEN ANNE…

     Kahvaltıya çocuğuyla gelmişti bir arkadaşımız. Kahvaltı boyunca ağlamaktan rahat bırakmadı annesini. Doğru dürüst kahvaltı yapamadı kadın. Mecburen erkenden gitmek zorunda kaldı kahvaltıdan. “Bir daha çocukla gelmem artık. İyi ders oldu bu bana” dedi.

MEZARCI DİYE YOUTUBE KANALI İSMİ Mİ OLUR?

     Çocuğuyla gelen bir başka anne ise şanslıydı. Onun çocuğu 9-10 yaşlarında bir çocuktu. Telefonda kafa topu oyununu oynayarak, annesine sorun çıkarmadan geçirdi kahvaltıyı. Oyun oynadı dediysem tüm kahvaltı boyunca değil tabi. Takip ettiği YouTuberları söyledi. Hiç birini tanımıyorum. “Mezarcı” adlı bir YouTuber varmış. Onu takip ediyormuş. Aga bu nasıl isimdir ya. Hadi büyüklerin takip ettiği bir kanal olsa neyse de. Çocukların takip ettiği bir kanalın isminin mezarcı olması hoş değil. Bu kanal, oyun kanalı olsa bile.

BLOG YAZILARIMA FOTOĞRAF KOYMA ÖZLEMİ…

     Blogda yazılarıma fotoğraf koymayı özledim. Yeniden yazılarıma fotoğraf koyabilirim. Ama sonradan fotoğraf koymaktan sıkıldığımda da bu sefer blog çok şekilsiz duruyor. Bazı yazılarda fotoğraf oluyor, bazılarında olmuyor. Hoş bir görüntü olmuyor yani.

GARSONLARIN GÖREVİ OLDU…

     Kahvaltı ederken ve kahvaltımız bittikten sonra fotoğraf çektirdik tabi. Fotoğrafsız olur mu? Fotoğraf çekmesi için de bir garsondan rica ettik. O an şunu söyledim: “Müşterilerin fotoğraflarını çekmek de artık garsonların görev tanımı içine girdi.”

“BEN BOŞ BİR İNSAN MIYIM?”

     Kahvaltıya gelen kız arkadaşlardan biri, “Ben boş insanım. Devamlı evdeyim. Bir organizasyon olursa o yüzden hemen katılırım. Boş insan olmam sorun mu yoksa?” dedi. Hiç de sorun değil. Çoğumuz boşuz zaten. Sadece bunu dile getirmiyoruz. Bunu arkadaşıma söyleyemedim tabi. Sohbet sırasında kaynadı gitti.

Doların 10 lira olması ve Squid Game'in finali hakkında...

     Akşam saatlerinde bir son dakika haberi düştü telefona. Dolar, 10 lira olmuş. Söylenecek çok şey var ama boş verin. Ama durun bir dakika. Yine de birkaç kelam edelim. Benim dikkatimi çeken şu oldu: Dolar, 9’a gelinceye kadar epey bir zaman geçti. Hemen, pat diye 9 olmadı yani dolar. Ama ne zaman 9 oldu, bir nefeste 10’a geldi hemen. Bazıları diyor ya, “İktidar bilerek kuru yükseltiyor. Çünkü iktidarın politikası bu. İhracat yapan firmalar kazansın” diye. Gel de şimdi böyle söyleyenlere hak verme.

SQUİD GAME FİNALİ SIKICI OLMUŞ…

NOT: FİNAL HAKKINDA SPOİLER YOK. GÖNÜL RAHATLIĞIYLA OKU…

     Squid Game’in finali ne kadar da kötü olmuş öyle. İlk 15 dakika iyi denebilirdi. Ama sonrası için bunu söyleyemeyeceğim. Bir tane basketbolcu finali beğenmemiş ya. Dizinin yetkili bir şeyi- neyi olduğu gelmedi aklıma- “O zaman kendisi dizi yapsın ve sonunu kendi çeksin” demiş ya. Adam haklı. İstiyorsan sen çek finalini, istediğin gibi. Ya, bu dizi finallerinden herkesi memnun eden bir final çekilmedi mi hiç? Her dizinin finali, herkeste bir memnuniyetsizlik yaratıyor. Herkesin, “Tamam, on numara final olmuş” dediği bir dizi yok mu?

HALUK LEVENT, SAVAŞ AY’I HATIRLATTI BANA…

     Star’da, Haluk Levent’in programına denk geldim kanalları zaplarken. Varillerin içinde ateşler yanıyor falan. Bana, Savaş Ay’ın programlarını hatırlattı. Onun da programlarında içinde ateş yanan variller olurdu.

KALABALIK BİR ORTAMA DAHİL OLMA STRESİ…

          Bazı şeyler bana stres yapıyor. Sanki sadece bana stres yapıyormuş gibi hissediyorum. Bu da kendimi, kendi gözümde değersizleştiriyor. Kalabalık bir ortam var mesela. Ben de gireceğim o ortama. O kalabalığın yanına gidip selam verdiğimde herkesin gözü bana çevrilecek. Herkesin bana bakması stres. Sonra ne diyeceğim, nereye oturacağım? Oturduğum yer, başkasının yeriyse falan.

KEDİLERİN, YENİ MAMAYA VERDİKLERİ TEPKİ…

     Kediler her mamayı yemiyorlar. Test edildi, onaylandı. Kedilere verdiğimiz mamanın markasını değiştirdik. Yeni mamayı yemediler. Kaplara mama koyardık. Birkaç saat sonra bakardık ki kaplardaki mamalar bitmiş. Ama bu aldığımız yeni mamada böyle olmadı. Birkaç saat sonra hala mama, neredeyse olduğu gibi duruyor. Tekrar eski mamaya döndük bizde.

SADELİK VE SADE YAŞAM MOTTOSU…

     Bu devirde bir şeyleri başarmanın yolu sadelikten geçiyor galiba. Kişisel gelişim videolarını izliyorum. O videolarda da çok övülen bir şey bu sadelik. Bazıları sadeliği hayatlarına nasıl uyguladıklarını anlatıyorlar falan. Kısacası, şimdilerde kişisel gelişimin yükselen trendi, sadelik, sade yaşamak.

    

    

    

 

 

 

 

Tam da gece yarısında yazılan bir yazı...

     Tam da gece yarısı olduğunda başladım yazıya. Sokakların sessizliğe hakim olduğu zaman diliminden. En sevdiğim saatlerden. Gecenin sessizliğinde sanki daha bir kendimim. Sanki bu saatlerde daha bir öz güvenim yerinde. Bu saatler, benim saatlerim. Sabahlara kadar otururdum bir zamanlar. Tarık bu nedenle, “Gecelerin yargıcı” derdi bana. Gecelerin yargıcından iyi geceler herkese.

Yedi Numara ekibi diziden önce de tanışıyormuş...

     Yedi Numara ekibi meğer dizi başlamadan önce de birbirlerini tanıyorlarmış. Gülden Güney yani ekibin Cansu’su, o yıllarda oynadıkları bir tiyatro oyunundan bir fotoğraf paylaştı İnstagram hesabında.

BU 10 KASIM REKLAMI BENİM İÇİN UNUTULMAZ…

     10 Kasım’a özel yapılan reklamlardan bu sene en çok Garanti’nin yaptığını beğendim. Ayrıca reklamda yaşadığım yerin, yani Düzce’nin isminin geçmesi de ayrıca gururlandırdı beni.

ALIŞKANLIK İŞTE BÖYLE ETKİ YAPIYOR BEN DE…

     Alışkanlığın en güzel yanı: Alışkanlık haline getirdiğin davranışı yapmadığın zaman içinin rahat etmemesi. O işi yapmadan yatarsam huzursuz oluyorum.

MERKEL, EMEKLİLİKTE NE YAPACAK?

     Eski Almanya Başbakanı Merkel, emeklilikte nasıl bir hayat geçireceği sorusuna, “Kitap okuyup, uyuyacağım” demiş. Hayalimdeki yaşam.

    

TRT 2'den övgüyle bahsediyor herkes...

     TRT 2’yi çok övüyorlar. Genelde TRT’nin kanallarında yapılan sanat içerikli yayınlar pek sevilmez. Daha doğrusu kalitesiz bulunur. Ama TRT 2 başka. Hep güzel şeyler duyuyorum bu kanal hakkında. Her akşam film yayınlaması da ayrıca güzel. Her ayın başında, her akşam yayınlanacak filmlerin listesini çıkarırlar. Bu bile sempati duymam için yeterli. 

AYKUT ENİŞTE, DEVAM FİLMİ İLE GELİYOR…  

     Aykut Enişte filmini bir blog arkadaşımın yazısında okuyup izlemiştim. Güzel filmdi. Şimdi ikincisi çekilmiş ve 3 Aralık’ta sinemalardaymış. Bu sefer ki filmde, Hakan Yılmaz da var. Bakalım serinin devam filmi nasıl olmuş?

KULÜP DİZİSİNİ İZLEDİNİZ Mİ?

     Netflix’de son günlerde konuşulan dizimizin adı: Kulüp. Başrollerinde yok yok. Barış Arduç, Gökçe Bahadır, Salih Bademci gibi isimler var.

Haddini bil tweetleri can sıkıyor artık...

     Twitter gündemine baktım. Yine, bilmem kim haddini bil diye bir başlık açılmış. Bıktım artık birilerinin hedef gösterilmesinden. Bırakın artık şu düşmanca işleri. Düşün artık şu milletin yakasından.

TEKNİK AKSAKLIK…

     E-Devlette, bir şey sorgulattığında “Şu anda teknik bir hatadan dolayı işlem yapılamıyor” gibisinden falan bir şeyler yazıyor ya. “Başlayacağım teknik aksaklığına şimdi” diyorum.

TRT PAYI KALKIYOR…

     Cumhurbaşkanı Erdoğan, elektrik faturalarından TRT payının alınmayacağını açıklamış. İyiden iyiye erken seçim geliyor mu? Ne dersiniz?

BU DİZİ SIKICI GELDİ BANA…

     “Üç Kuruş” dizisine denk geldim. 15-20 dakika kadar izledim. Beklentimin çok altında kaldı. Sıkıldım.

KAZANMAYI UNUTUN…

     Muhalefet, Lütfü Türkkan gibi beklenmedik skandallara imza atarsa seçimi kazanmayı unutsun…

    

 

Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç kitabını okuyamayan biri daha...

     Kardeşim de benim gibi, Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç kitabını okuyamamış. “Dili ağır” diyor. 

KEDİLER ÇOĞUNLUKTA…

      Sokaklarda köpeklerden çok kediler var.

BİR TANE BİLE MÜŞTERİ YOKTU…

     Buradaki yerel marketlerden birine girdik. Pazar günü olmasına rağmen bizden başka müşteri yoktu.

BU ÖZELLİK HOŞUMA GİTTİ…

     İnstagram’da kendininkini ekle özelliği baya hoşuma gitti. Ama daha katılamadım.

KADINLARIN YAPTIĞI TARTIŞMA PROGRAMI…

     Habertürk’te, dört kadın gazetecinin yaptığı bir programa denk geldim. Umarım bu akşamlık değildir. Ve umarım devamlı bir program olur. Ama şu var ki: Kadınların birbirlerini çekemedikleri çok belli. Negatif bir hava vardı programda.

SAVSAKLADIM YİNE…

     Son günlerde bol su içmeyi boşladım yine.

OTUZ BEŞ YAŞ ŞİİRİNİ DİNLEMEK…

     Cahit Sıtkı Tarancı’nın, Otuz Beş Yaş şiirini dinledim YouTube’dan. Yağmur efekti falan güzel olmuş. Okuyan da iyi okuyordu.

 

    

BİM ve A101 gazete satsalar keşke...

     Aşı olduktan sonra markete gidip alışveriş yaptık. Gelmişken gazete alalım dedik. Yok, gazete bulamadık. Bir markete geliyordu gazete. Ona da iki gündür gelmiyormuş. “Keşke A101 ve BİM’de gazete satsa” dedim. Ama fazla getirisi yok. O yüzden girmezler gazete satış işine. 

KORONA AŞISINDA 3.DOZ…  

     Kardeşimle 3.doz Sinovac aşılarımızı olduk. Pazar günleri de 13:30 ile 16:00 arası aşılama devam ediyormuş. Biz gittiğimizde kimse yoktu. Biz adım attık, hastalar gelmeye başladı. Bizim ailede hep böyle oluyor nedense.

KAMURAN USLUER’Lİ BÖLÜM ÇOK KOMİKTİ…

     Dün akşam babamla, Zafer Algöz’ün, Kafa TV’deki Zafer Algöz Anlatıyor programını izledik. Kamuran Usluer ile olan anılarını anlattığı bölümü. Baya güldük babamla.

    

    

Yılmaz Erdoğan'dan, çocukluk dönemlerimizle ilgili güzel bir tespit...

     Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’de, bir baba, çocukluğunu anlatıyordu ailesine. Skeçin sonunda Yılmaz Erdoğan değerlendirme yaparken, “Kimin çocukluğuna hangi yıl denk gelirse, o çok güzel bir yıldır. 1450 yılı da olabilir o yıl” dedi. Bence harika bir tespit. Herkesin çocukluğu kendine güzel yani.

“BU NE BİÇİM KADIN YAHU”

     Neşeli Günler filminde bir sahne var. Adile Naşit ile Mürüvvet Sim’in kavga ettiği sahne. İşte o sahnede Mürüvvet Sim’in kullandığı bir replik var. “Bu ne biçim kadın yahu” diye. Bu repliği ilk duyduğumda, “Bu nasıl bir söz? Kadın gibi kadın işte” demiştim. İşte şimdilerde o sözün anlamını kavradım. Öyle insanlarla konuşuyorum ki. “Meğer o replik ne kadar da doğruymuş. Ne biçim kadınlar/adamlar var” diyorum.

Boyunuz devrilsin...

     İnstagram’da takip ettiğim hesaplardan biri, bir haber paylaşmış ve yorum olarak da, “Boyunuz devrilsin” demiş. Haberin içeriğini yazmak istemiyorum. Şimdi herkes başka yerlere çeker. Yorumu okuyunca, ben de rahatladım biraz. “Ne de güzel söylemiş” dedim. Artık sitem sözleri kesmiyor bizi. Artık hakaret ederek rahatlamaya başladık, farkında mısınız?

ÇARESİ NE PEKİ?

     Hatta küfür ederek. İçimizde hınç var. Ve artık bu hıncı ifade ederken daha sert ifadeler kullanıyoruz. Artık düşmanca fikirler besliyoruz birbirimize karşı. O yoruma hak verince, “Ne oluyor bana?” dedim. Bunun çaresi bence sosyal medyadan uzak kalmak. Haberlerden uzak kalmak. Şu anda ne kadar gündemi yakından takip edersek o kadar bu kinin, nefretin içine çekiliyoruz.  Siz ne dersiniz?

Otuz Beş Yaş şiirinde adı geçen yazar...

     Kim Milyoner Olmak İster’de, “Otuz Beş Yaş şiirinde adı geçen yazar kimdir?” diye sormuşlar. Son zamanlarda Otuz Beş Yaş şiiriyle ilgili çok soru çıkmaya başladı. Sevdiğim şiirlerden olduğu için devamlı ondan soru çıkması hoşuma gidiyor. Ayrıca yazarını, yani Cahit Sıtkı Tarancı’yı da severim. Programda edebiyat üzerine sorular çıkmasını çok seviyorum. Romanlar, hikayeler, yazarlar, şiirler… Sadece edebiyatı konu alan bir bilgi yarışması da olabilir aslında. TRT 1’de, 3’te 3 tarih diye bir bilgi yarışması başlamıştı mesela. Bilmiyorum hala devam ediyor mu da. Onun gibi olabilir yani. Bu arada geçmiş programlardan birinde de Orhan Veli’nin sevdiği yemeklerden birini sormuşlardı. Soruya gelince, şıkları görür görmez, “Dante” diye yapıştırdım cevabı.

Dizilerde en sevmediğim şey...

     Dizilerde en sevmediğim şey: Başrol oyuncusunun diziden ayrılması. Dizinin tüm dengeleri bozuluyor.

DEMİR DİZİYE DÖNECEK Mİ?   

     Bir Zamanlar Çukurova’da, Demir geri dönecek mi?

HEP YABANCI…

     Kimileri Türk dizilerini, “İzlemem” diyor, kimileri de Türk yazarların kitaplarını, “Okumam” diyor. Varsa yoksa yabancı.

ZORLA VİDEO ÇEKİYOR GİBİ…

     Mesut Can Tomay, videoları çekerken hiç zevk almıyor gibi. Devamlı canı sıkkınmış gibi bir hali var. “Benim burada ne işim var?” der gibi.

HİÇ DİKKAT ETTİNİZ Mİ?

     Size de yumurtalar kokuyor geliyor mu?

VERGİ KALDIRILIR MI?

     Asgari ücret baya bir artırılacak gibi. Peki asgari ücretten vergiler kaldırılır mı?

ÇILDIRMAYA AZ KALDI…

     Her gün modemi bir defa kapatıp açmak durumunda kalıyorum. Tam çıldırmalık.

 

 

Yok mu artıran: Asgari ücret 3800 lira olacakmış...

     Asgari ücret 3500 lira olur mu diye sorarken bunun üzerinde de bir rakam olacağı iddiası geldi. Sabah gazetesi ekonomi yazarı Dilek Güngör, asgari ücretin 3800 lira olabileceğini söylemiş. Sıradan bir ekonomi yazarının söylemesi niye önemli peki? Bu yazar sıradan bir yazar değil çünkü. Hükümete yakın Sabah gazetesinde yazıyor ve hükümete yakın medyada çıkar haberler de bir süre sonra gerçek oluyor.

ŞİMDİ DE MOBİL OYUN İŞİNE EL ATMIŞLAR…

     Netflix’e dizi/film yetmemiş. Şimdi de mobil oyun işine girmişler. Dizi ve filmlerdeki başarısını bakalım mobil oyun sektöründe de gösterebilecek mi?

MİDYELER, MÜSİLAJIN HAKKINDAN GELECEKMİŞ…

     Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli açıklamış. Müsilaj sorununu midyeler çözecekmiş. Nasıl dediğinizi duyar gibiyim. Midyeler suları filtre edip, temizleyecekmiş. Böylece müsilaj ortadan kalkacakmış.

 

Film değil gerçek: İnsanlığı balinalar kurtarabilir...

     Balinalar bizi küresel ısınmadan kurtarabilirmiş. Nasıl mı? Şöyle: Şimdi ağaçların karada nasıl bir işlevi varsa balinalar da aynı şeyi denizlerde yapıyormuş. Eğer balinalar eski sayılarına ulaşırlarsa yılda 1,7 milyar ton karbondioksit emebilirlermiş.

RUHİ ÇENET OLMALIYDI…    

     Sağlık Bakanlığı ve YouTube, iş birliği yaptı. YouTuber’lar sormuş, Bilim Kurulu üyeleri cevaplamış. Aşılar hakkında soru işaretlerini gidermek için yapılmış bu etkinlik. Enes Batur var, Orkun Işıtmak var. Birkaç tane daha YouTuber var. Bunların arasında Ruhi Çenet’i de beklerdim ben. Adam, koronanın ilk çıktığı zamanlar Çin’e gitmişti. Yani virüsün kalbine gitti çocuk. Virüsün üstüne üstüne yürüdü. İşte bu yüzden Ruhi de olmalıydı.

YAPMA ÇİN…

     Çin’in başkenti Pekin’de Delta varyantı patlamış. O kadar patlamış ki, Pekin’e girişler yasaklanmış. Tam bitti derken yeniden başlıyor. Yıllarca kurtulamayacağız bu virüsten herhalde.

KAN TESTİ DEYİP GEÇME: KAN TESTİ İLE KANSER TEŞHİS EDİLMİŞ…

     ABD’de yapılan bir çalışmada kan testiyle birçok kanser tespit edilebilmiş. Bu harika bir haber. Biliyorsunuz kanserde erken teşhis çok önemli. Kan testi de erken teşhisi çok kolaylaştıracak.

    

Erken seçim işaretleri mi?

     Hükümet, emeklilikte yaşa takılanlar için düğmeye basmış. Yapılacak bir erken seçim için hazırlık olmasın bu?

BAŞKA BİR İŞARET DAHA…

     MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de Anadolu’da gezmeye başlayacaklarını söylemiş. Al sana bir erken seçim işareti daha.

NEVŞİN MENGÜ’YÜ MERAK EDİYORUM PROGRAMDA…

     Fox’ta, Orta Sayfa adında bir siyaset tartışma programı başlayacakmış. Devamlı konuklarından Nevşin Mengü ve Deniz Zeyrek dikkat çekici.

12 YAŞ ALTINA AŞI YOK…

     Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, ülkemizde 12 yaş altına aşı uygulanmayacağını söylemiş. Ama 3.doz Biontech aşısı kararı alınabilirmiş.

ERKAN PETEKKAYA’YA POLİSLİK YAKIŞMAMIŞ…

     Star’da, “Sana Söz” adında yeni bir dizi başlamış. Erkan Petekkaya ve Nehir Erdoğan’ın başrollerinde oynadığı. İlk 10 dakikasını izledim. Bana hitap etmedi. Erkan Petekkaya’ya polislik hiç gitmemiş.

2022'de aşkı bulacak burçlar...

     Onedio’da gördüm. 2022’de aşkı bulacak burçları yazmışlar. Koç, Terazi, Başak, Yay, Akrep ve Aslan. Burada yazılanlara göre ben de 2022’de aşkı buluyorum. Aslan burcuyum ben de. Başka kimler aşkı buluyor bakalım.

ÇİN NEDEN BÖYLE BİR ÇAĞRI YAPTI?

     Çin, vatandaşlarına, temel ihtiyaç malzemelerini depolaması konusunda çağrı yapmış. Bu gönderinin altındaki yorumları okudum. Kimisi, “Kıtlıktan dolayı” demiş. Kimisi, “Tayvan’a savaş açacak ondan” demiş.

BURÇ İSİMLERİ BÜYÜK HARFLE BAŞLAR…

     Bu arada yukarıda burçlarla ilgili haberi yazarken baktım. Burç isimleri büyük harfle başlarmış. Benim gibi yeni öğrenenlere not düşmek istedim.

YETER Kİ BAYRAM OLSUN DA…

     Cadılar Bayramı artık ülkemizde de kutlanıyor. Bunu kutlayanların bayramın ismiyle ilgilendiklerini sanmıyorum. Yeter ki eğlenmeye mana olsun da. İsterse madılar bayramı olsun, önemli değil.

Asgari ücret 3500 lira mı olacak?

     Asgari ücretin 2022’de, 3500 lira olacağına dair iddialar var. Son zamanlarda ekonomide yaşanan zorluklar. İktidar tarafının önce bunu görmezden gelmesi. Sonradan bazı iktidar yetkililerinin bunu kabul etmesi. Ve asgari ücretin bu sene yaşanan sıkıntılar göz önünde bulundurularak arttırılacağı yönündeki, bakanın açıklamaları. Tüm bunlara bakarak sizce asgari ücret 3500 lira olur mu?

CLUBHOUSE, POPÜLERLİĞİNİ KAYBETTİ Mİ?

     Clubhouse ilk çıktığı zamanlarda çok popüler olmuştu. Her yerde ondan bahsediliyordu. Ve uygulamaya ancak bir davetle girilebiliyordu. Herkes tırım tırım davet arıyordu falan. O zamanlardan bugüne geldiğimizde. Bir balon gibi söndüğünü görüyorum. Yoksa eskisi gibi kullanmadığım için bana mı öyle geliyor? Çevremde ya da sosyal medyada, uygulama hakkında hiç konuşulmuyor/bahsedilmiyor. Ben de bunu göz önünde bulundurarak, “Bir balon gibi söndü” diyorum.

Vaka sayısı kaç olursa tam kapanma olabilir?

     Kış ayının gelmesiyle beraber artık kapalı mekanlarda daha fazla zaman geçirmeye başlayacağız. Bu da koronavirüs için bulunmaz bir fırsat. Vaka sayıları zaten 30 binlerde. Ama şu an için kapanma lafını ağzına alan yok. Ama vaka sayıları da artıyor. Birinin de bir şey demesi gerekiyordu bence. İşte bu bir şeyi, Bilim Kurulu üyelerinden biri söylemiş. Ve demiş ki, “Vaka sayısı 70 bin olduğunda artık kapanmayı konuşma vaktidir” Bu açıklamayı duyduğumda, “Daha 70 binlere çok var, bu gidişle kapanma falan olmaz” dedim.

İÇERDE VE ÇUKUR’DAN SONRA ÜÇ KURUŞ DİZİSİ DE TUTACAK MI? 

     Show TV’de, “Üç Kuruş” adında yeni bir dizi başladı. Show TV’nin yıllardan beri pazartesi geceleri dolu. “İçerde” dizisi ile başladı önce bu doluluk. Sonra aynı dizinin başrol oyuncusu Aras Bulut İynemli ile, “Çukur” dizisi ile devam etti. Yıllarca, pazartesi akşamlarını o sürükledi. Şimdi de yine benzer içerikte, “Üç Kuruş” dizisi başladı. Bakalım üçüncü aynı tarzda bir dizi ile pazartesi akşamlarını doldurabilecek mi Show TV?

   

Kahve istemiyor canım...

     Bir ara kahve içmeyi bırakmıştım. Sonradan canım çok istedi. Tekrar içmeye başladım. Şimdi yine canım istemiyor. Kahveyle gelgitli bir ilişkimiz var.

BURAK KUT, BEKLEDİĞİM PERFORMANSTAN UZAKTI…

     Burak Kut, Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’ye katıldı. Bir skeçte de yer aldı. Ama hiç beklediğim gibi bir oyunculuk sergilemedi. Çünkü buralara yabancı değil. Daha önceleri dizilerde oynadı. Ha belki, seyirciyle birebir olmanın heyecanını yenememiş olabilir. Bir de şarkısını niye yarıda kestiler anlamadım. Bana göre saygısızlık oldu gibi.

YİNE Mİ PAZARTESİ?

     Bu yazıyı yine bir pazar akşamından yazıyorum. Yarın yine pazartesi. Yine iş. Hafta sonları çok iyi hissediyorum kendimi de. Hafta başları moralim bozuk, suratım asık oluyor.