Yemek videolarına hamburgerli çözüm...

     Tepkikolik’te yemeklere tepki bölümü var. Yemek yiyip, “Güzel veya kötü” diyorlar. Ya biz ekranda izleyenler ne yapsın? Bundan sonra böyle videolar izlemeden hamburger sipariş edeceğim. Onlar yemek yerken ben de hamburgerimi yiyeceğim. Bu videolara ancak böyle çözüm bulabilirim.

MEĞER ÇOK ÜNİVERSİTE İYİ DEĞİLMİŞ…

     Meğer her ile üniversite açılması güzel değilmiş. Meğer büyük şehirlerde yaşamak güzel bir şey değilmiş. Türkiye’nin çözülmesi gereken sorunlarından bunlar da. Biz millet olarak sayıya çok önem verip, kaliteye önem vermiyoruz. Çok üniversite bunu gösteriyor işte.

GÜZEL BELGESEL YAPAN İYİ KAZANIR…

     Şu aralar güzel belgesel yapabilen birileri çıkarsa parayı götürür. Olayları veya kişileri, tarafsız ve hakkını vererek belgesel yapanların çok iyi ekmek yiyeceği dönem bence.

Kişisel gelişim için YouTube kanalı mı açmak lazım?

     Kendini kişisel geliştirmenin yolu kendine YouTube kanalı açmaktan mı geçiyor? Direk bunu söyleyen olmadı. Ama ne yapmak istiyorsak bunu hemen hayata geçirmemizi söyledi dinlediğim kişisel gelişimciler. “Kitap mı yazmak istiyorsun, hemen yazmaya başla. YouTube kanalı mı açmak istiyorsun, hemen aç” gibi öğütler vardı mesela bugün dinlediğim bir videoda. Ama şu bir gerçek: Kendini göstererek bir YouTube kanalı açacaksan bu bir cesaret ve belli bir şeyleri aşmaktır kendi içinde.

HİÇ BİR ŞEY OLMADIĞINDA İZLENEBİLECEK BİR DİZİ… 

     Bir Peri Masalı dizisinin devam edeceğini düşünmediğimi daha önce yazmıştım. Yine aynı fikirdeyim. Ama hiç olmazsa izlenecek bir şey olmadığında izlenecek türden. Senaryo çok iyi düşünülmüş. Belki de dışardan alınma dizidir. Önemli olan diziyi devam ettirebilmek. Mantıklı olarak. Saçmalamadan.

ÖNEMLİ OLAN REYTİNG, AHLAK DEĞİL…

     Mutfak programlarından bir tanesinde daha önce o programdan para kazanmaya çalışan bir yarışmacıyı yeniden programa davet etmişler. Yani kanal diyor ki, “Benim için reyting önemli. Yoksa daha önce sahtekarlık yapmış olması önemli değil.” Her şey para olmuş dostlar. Her şeyin para olduğunu bilmiyor muyum? Biliyorum. Ama insan büyük kanala yakışır bir davranış bekliyor ister istemez.

MEVZULAR AÇIK MİKROFON’A KATILANLARIN BEDEN DİLLERİ…

     Oğuzhan Uğur, YouTube kanalında doğru adımlar atmaya devam ediyor. Mevzular Açık Mikrofon’a katılan siyasi liderlerin beden dilleri ne söylüyor? İşte bunun analizini Aşkım Kapışmak’a yaptırıyor yeni programında. İlk olarak Ümit Özdağ’ı analiz etmiş. 10 dakika bi izledim. Aklımda kalan cümlesi şu oldu: “Karşınızdaki kişinin ayakları yalan söylemez. Artık gözler de yalan söylüyor.”

 

Oğuzhan Uğur, babasını da programa çıkaracak...

     Oğuzhan Uğur, babasını da Mevzular Açık Mikrofon’a konuk edecekmiş. Babası eski asker. Bu sefer karşısındaki babası olacak. Soru sorarken nasıl duygularda olacak acaba? Karşısındaki babası diye soru ayrımı yapacağını düşünmüyorum. Yine tarafsız olacaktır.

UĞUR DÜNDAR HAKKINDA YANLIŞ DÜŞÜNCEM…

     Uğur Dündar’ı kavga etmeyi bilmez sanırdım. Meğer hiç de öyle değilmiş. Boşuna dememiş bir videoda, “Biz de muhallebi çocuğu değiliz” diye. Kavga etmeyi bileceksin ama kimse sana saldırmadıkça keyfine adam dövmeyeceksin.

BABACAN VE DAVUTOĞLU BOŞUNA MI PARTİ KURDULAR?

     Ali Babacan ile Ahmet Davutoğlu boşuna mı parti kurdular? Geldikleri son durumu görünce cevabım evete daha yakın oluyor. Ama yine de cevap vermek için erken. Hele bir seçimlar yaklaşsın. Hele bir seçimler olsun. Seçimlerdeki performanslarına göre daha rahat ve daha net cevaplar vereceğiz.

ÇEKİÇLE TELEFON KIRMAK…

     Bir tane milletvekili, sosyal medya yasasını protesto etmek için meclis kürsüsünde elinde çekiçle telefon kırmış. Belki beni yadırgayacaksınız ama böyle protestoları ilgi çekici buluyorum ben. Ki, ilgi çekti ki ben de yazıyorum. Bu tip protestoları seviyorum. Kimseye zararı yok.

10-15 SANİYELİK VİDEOLAR OLUR MU?

     Zamanında, “10 saniyelik video mu olur?” diye düşünürdüm. Ama şimdilerde görüyorum ki oluyormuş. İnsan saniyeler içinde çok şeyler anlatabilirmiş. YouTube’daki çoğu kısa video, programlar içinden alınan kısa kesitler. Mesela Güldür Güldür’de, Şevket’in, her an karısının yanında oluşunu anlatması. Harika.

Ceyda Düvenci, Sinan Canan ve tespitlerim...

     Ceyda Düvenci’nin NTV’de sunduğu Bambaşka Sohbetler programından pek hoşlanmadığımı daha önce söylemiştim. YouTube’da gezinirken karşıma Sinan Canan’ın konuk olduğu program çıktı. O var diye izledim. İyi ki izlemişim. Kişisel gelişim üzerine harika tespitler vardı. Sinan Canan ile ilgili de şunu fark ettim: Sadece kendisi bir şeyler anlatırken pek verim alamıyorum kendisinden. Ama başka programlara konuk olduğunda sohbetine ve tespitlerine doyum olmuyor. Ceyda Düvenci programa özel bir defter tutuyor. Konukların söylediği güzel sözleri not alıyor. Programın sonunda da konuğundan bir söz yazmasını istiyor deftere. Konuk sözü yazdıktan sonra Ceyda nasıl bir program geçtiğini yazıyor deftere ve sesli okuyor. Bu uygulamayı çok beğendim ben.

Maske takmama cezası alıp, ödeme yapmayanlar yaşadı...

*Maske takmayıp ceza alan ve ödeyenlere paraları geri iade olmayacakmış. Ceza alıp ödemeyenlerin ise cezalarını iptal olacakmış. Bu nasıl iştir? Cezaları ödeyenler salak mı?

*Morali bozuk olana insana, “Güzel düşün, iyi düşün, hayırlısıyla bitecek bu iş” derken bi yandan fark ettim de benim de moralim düzelmeye başlamış. Kelimelerin sihri mi demek lazım yoksa.

*Yazı yazmak göründüğü gibi kolay bir iş değil. Beyin olarak çok yoruyor insanı.

*Fenerbahçe evinde Vavacars Fatih Karagümrük’ü 5-4 yendi. Böyle yüksek skorlu maçlarda hep Fener galip geliyor dikkat ettim de.

*Kişisel başarı beynimizi kandırmakla mı başlıyor? Beyni kandırmak üzerine de bir akım var.

*Bazen gereksizce konuşuyorum. Şu huyumu bi bitiremedim.

*Haftalar bitiyor, haftalar başlıyor. Peki elimizde kalan ne?

*Nejat İşler’in oynadığı Tamirhane filmi Kasım ayında vizyona girecekmiş.

*Bu akşam Çok Güzel Hareketler’den bir tane skeç izledim. Acayip kötüydü. Böyle giderse yayından kalkar program.

*Çakallarla Dans 6 geliyormuş. İki sene de bir böyle film çekecek herhalde bu ekip. Çakallarla Dans 10 veya 12 diye görürüz böyle giderse.

*Çikolatalı hamburger olur mu? Bir denemek lazım. Enteresan bir tat çıkabilir ortaya.

*Sabah gazetesi, “Legoyu Türkiye’ye getiriyoruz” diye yeri göğü inletmişti bir zamanlar. Hey gidi günler.

*Gazeteci Sedat Bozkurt’un iddiasına göre Erdoğan sadece A Haber ve TV24 kanalını izliyormuş. Bununla kalmayıp altyazılara da müdahale ediyormuş.

Bu aralar hiç bir şeye odaklanamıyorum...

*Bu aralar ne izlediğim videolara ne filmlere, ne de okuduğum kitaplara odaklanamıyorum.

*Boşuna dememişler, “Allah iyi insanlarla karşılaştırsın” diye.

*Kalabalık sofralarda yemek yemek çok güzel oluyor.

*Havanın kararmaya başlaması ve ona yağmurun eşlik etmesi. İşte böyle havayı da severim.

*Beşiktaşlı futbolcu Atiba, sudan başka bir şey içmiyormuş içecek olarak. Ben de böyle yapabilir miyim acaba?

*Bu akşam sesli şekilde kitap okumak istedi canım. Birkaç sayfa okudum. Ama hemen yoruluyorum.

*Roman nedir? Roman, toplumun yansımasıdır.

*Çok güzel kısa hikayeler okudum bugün.

*Erdoğan açıkladı. Faiz düşmeye devam edecek.

*Görünen o ki, ilk turda kimse Cumhurbaşkanlığını kazanamayacak. İkinci turda Erdoğan kazanabilir. Çünkü muhalefet o kadar hatalar yapıyor ki.

*Kahveler olmasa çoğu gazete çoktan yayından kalkmıştı.

*Severek evlenince sanki çiftler ömür boyu mutlu mesut yaşayacaklarmış gibi bir algı var. Böyle bir kesinlik yok bence.

*Bu devirde insan bazen kendisine tahammül edemiyor. Yeri geldiğinde eşine de tahammül edememesi çok normal.

*Şöyle güzelce yapılmış bir ızgara köfte olsa da yesek.

*Gazete demişken. Yarın Pazar. Hafta sonu. Belki ben de bir gazete alabilirim.

*İthal muz daha bir güzel değil mi yerli muza göre.

*Herkeste oluşmuş başka bir kanı: 40 yaşından sonra tüm hastalıklar ortaya çıkıyor. 40’a yaklaşan biri olarak bu beni de endişelendiriyor.

*Zakkum, Hatıran Yeter şarkısını harika söylemiş.

*Kemal Sunal filmleri neden mi hala izleniyor? Çünkü hala kira sorunu var ülkede.

*Okuma kampanyaları gibi yazma kampanyaları da yapmamız lazım. Herkes yazmalı. Bir sonraki kuşaklar için.

Yılmaz Erdoğan daha sıcak bir cevap verebilirdi...

     Yılmaz Erdoğan, Empati adındaki programa katıldı. Programın sunucusu Ahmet Mümtaz Taylan, Yılmaz Erdoğan için onca güzel şey söyledi. En sonunda da, “Kardeşim Yılmaz” dedi. Ama Yılmaz Erdoğan o sıcaklıkta karşılık vermedi. Ben daha candan bir karşılık beklerdim. “Şair, oyuncu, yönetmen, baba, iyi arkadaş” falan diye saydı. Yılmaz Erdoğan da, “Harika konuk dediği birazdan gelecek” dedi. Beklenen sıcaklıkta bir cevap değildi bu. “Çok teşekkür ederim bu söylediklerine. Ben de seni kardeşim gibi görüyorum Ahmet” diyebilirdi mesela.

BAŞROL OYUNCUSU HAKKINDA ÖN YARGILI YORUMUM…   

     Bir Peri Masalı dizisindeki erkek başrol oyuncusunu pek beğenmedim. Donuk kalıyor gibi. Tam bir başrol gibi değil. İtiraf ediyorum. Bu yorumu yaparken ön yargılı davranmış olabilirim. Başka bir dizide- hangi dizi olduğunu hatırlamıyorum- görüp ve o zaman da beğenmemiştim. Aranızda kim ön yargısızsa bir de o değerlendirsin.

AHMET DAVUTOĞLU BÖLÜMÜ YAYINDA…

     Oğuzhan Uğur’un sunduğu Mevzular Açık Mikrofon programının 5.bölüm konuğu Ahmet Davutoğlu. Bu bölüm tam 22 dakika önce yayına girdi ve bu kadar dakika da 61 bin kişi tarafından izlendi. 5 saat 14 dakika sürmüş program. Ayrıca Davutoğlu salondakilere kokoreç ısmarlamış.

KOKOREÇ HAKKINDAKİ SIRRIMI AÇIKLIYORUM…

     Büyük sırrımı açıklıyorum: Hayatımda sadece bir defa kokoreç yedim. Güzeldi. Ama bir daha yemedim. Çünkü alışkın değilim. Kokoreçi yerken ister istemez ne yediğime odaklanıyorum. Lokmalar boğazıma dizilmeye başlıyor. “Bir kere olsun yiyeceğim” dedim ve yedim. Şu an biraz açım. “Kokoreç olsa şimdi yer miydim?” diye sormadım değil kendime. Bol baharatlı ve biraz da acılı. Hayır, demezdim galiba. Yakın zamanda hayatımdaki ikinci kokoreçi yiyebilirim.