Kişisel gelişimcilere güvenim kalmadı artık. İnsanı olmadık hayaller peşinde koşturuyorlar. Ya da ben yanlış düşünüyorum. Olmadık hayaller kuruyorum.
Kişisel gelişimciler mi haksız yoksa ben mi?
Pazar kahvaltısı değil cumartesi kahvaltısı...
İş yerindekilerle kahvaltıya gidip gitmemekte kararsızdım. Daha yeni uyanmıştım. Tekrar yatağa girip uykuma devam etmek istiyordum. Ama kardeşim, “Git” dedi. Ben de onun sözüne uyarak gittim. İyi ki gitmişim. Sohbetin/muhabbetin dibine vurduk. Kahvaltından sonra da bir kahveciye gidip kahve içtik. Ben mocha aldım. Artık mocha da bana tatlı gelmeye başladı. Ama normal yani sek kahveye de daha alışamadım. Garip bir durum.
ONCA TABAĞI YERLEŞTİRME SORUNU…
Serpme kahvaltı
tercih ettik. Kişi başı 45 liraydı. Serpme kahvaltılarda da kahvaltılıklara yer
bulma sorunu oluyor. Daracık masalara, onca küçük tabakları
sıkıştırmaya/tıkıştırmaya çalışıyorlar.
KAHVALTI EDEMEYEN ANNE…
Kahvaltıya çocuğuyla
gelmişti bir arkadaşımız. Kahvaltı boyunca ağlamaktan rahat bırakmadı annesini.
Doğru dürüst kahvaltı yapamadı kadın. Mecburen erkenden gitmek zorunda kaldı
kahvaltıdan. “Bir daha çocukla gelmem artık. İyi ders oldu bu bana” dedi.
MEZARCI DİYE YOUTUBE KANALI İSMİ Mİ OLUR?
Çocuğuyla gelen
bir başka anne ise şanslıydı. Onun çocuğu 9-10 yaşlarında bir çocuktu. Telefonda
kafa topu oyununu oynayarak, annesine sorun çıkarmadan geçirdi kahvaltıyı. Oyun
oynadı dediysem tüm kahvaltı boyunca değil tabi. Takip ettiği YouTuberları
söyledi. Hiç birini tanımıyorum. “Mezarcı” adlı bir YouTuber varmış. Onu takip
ediyormuş. Aga bu nasıl isimdir ya. Hadi büyüklerin takip ettiği bir kanal olsa
neyse de. Çocukların takip ettiği bir kanalın isminin mezarcı olması hoş değil.
Bu kanal, oyun kanalı olsa bile.
BLOG YAZILARIMA FOTOĞRAF KOYMA ÖZLEMİ…
Blogda yazılarıma
fotoğraf koymayı özledim. Yeniden yazılarıma fotoğraf koyabilirim. Ama sonradan
fotoğraf koymaktan sıkıldığımda da bu sefer blog çok şekilsiz duruyor. Bazı
yazılarda fotoğraf oluyor, bazılarında olmuyor. Hoş bir görüntü olmuyor yani.
GARSONLARIN GÖREVİ OLDU…
Kahvaltı ederken
ve kahvaltımız bittikten sonra fotoğraf çektirdik tabi. Fotoğrafsız olur mu? Fotoğraf
çekmesi için de bir garsondan rica ettik. O an şunu söyledim: “Müşterilerin
fotoğraflarını çekmek de artık garsonların görev tanımı içine girdi.”
“BEN BOŞ BİR İNSAN MIYIM?”
Kahvaltıya gelen
kız arkadaşlardan biri, “Ben boş insanım. Devamlı evdeyim. Bir organizasyon
olursa o yüzden hemen katılırım. Boş insan olmam sorun mu yoksa?” dedi. Hiç de
sorun değil. Çoğumuz boşuz zaten. Sadece bunu dile getirmiyoruz. Bunu arkadaşıma
söyleyemedim tabi. Sohbet sırasında kaynadı gitti.
Doların 10 lira olması ve Squid Game'in finali hakkında...
Akşam saatlerinde bir son dakika haberi düştü telefona. Dolar, 10 lira olmuş. Söylenecek çok şey var ama boş verin. Ama durun bir dakika. Yine de birkaç kelam edelim. Benim dikkatimi çeken şu oldu: Dolar, 9’a gelinceye kadar epey bir zaman geçti. Hemen, pat diye 9 olmadı yani dolar. Ama ne zaman 9 oldu, bir nefeste 10’a geldi hemen. Bazıları diyor ya, “İktidar bilerek kuru yükseltiyor. Çünkü iktidarın politikası bu. İhracat yapan firmalar kazansın” diye. Gel de şimdi böyle söyleyenlere hak verme.
SQUİD GAME FİNALİ SIKICI OLMUŞ…
NOT: FİNAL HAKKINDA SPOİLER YOK. GÖNÜL RAHATLIĞIYLA OKU…
Squid Game’in
finali ne kadar da kötü olmuş öyle. İlk 15 dakika iyi denebilirdi. Ama sonrası
için bunu söyleyemeyeceğim. Bir tane basketbolcu finali beğenmemiş ya. Dizinin
yetkili bir şeyi- neyi olduğu gelmedi aklıma- “O zaman kendisi dizi yapsın ve
sonunu kendi çeksin” demiş ya. Adam haklı. İstiyorsan sen çek finalini,
istediğin gibi. Ya, bu dizi finallerinden herkesi memnun eden bir final
çekilmedi mi hiç? Her dizinin finali, herkeste bir memnuniyetsizlik yaratıyor. Herkesin,
“Tamam, on numara final olmuş” dediği bir dizi yok mu?
HALUK LEVENT, SAVAŞ AY’I HATIRLATTI BANA…
Star’da, Haluk
Levent’in programına denk geldim kanalları zaplarken. Varillerin içinde ateşler
yanıyor falan. Bana, Savaş Ay’ın programlarını hatırlattı. Onun da
programlarında içinde ateş yanan variller olurdu.
KALABALIK BİR ORTAMA DAHİL OLMA STRESİ…
Bazı şeyler bana stres yapıyor. Sanki
sadece bana stres yapıyormuş gibi hissediyorum. Bu da kendimi, kendi gözümde
değersizleştiriyor. Kalabalık bir ortam var mesela. Ben de gireceğim o ortama. O
kalabalığın yanına gidip selam verdiğimde herkesin gözü bana çevrilecek. Herkesin
bana bakması stres. Sonra ne diyeceğim, nereye oturacağım? Oturduğum yer,
başkasının yeriyse falan.
KEDİLERİN, YENİ MAMAYA VERDİKLERİ TEPKİ…
Kediler her
mamayı yemiyorlar. Test edildi, onaylandı. Kedilere verdiğimiz mamanın
markasını değiştirdik. Yeni mamayı yemediler. Kaplara mama koyardık. Birkaç saat
sonra bakardık ki kaplardaki mamalar bitmiş. Ama bu aldığımız yeni mamada böyle
olmadı. Birkaç saat sonra hala mama, neredeyse olduğu gibi duruyor. Tekrar eski
mamaya döndük bizde.
SADELİK VE SADE YAŞAM MOTTOSU…
Bu devirde bir
şeyleri başarmanın yolu sadelikten geçiyor galiba. Kişisel gelişim videolarını
izliyorum. O videolarda da çok övülen bir şey bu sadelik. Bazıları sadeliği
hayatlarına nasıl uyguladıklarını anlatıyorlar falan. Kısacası, şimdilerde
kişisel gelişimin yükselen trendi, sadelik, sade yaşamak.
Tam da gece yarısında yazılan bir yazı...
Tam da gece yarısı olduğunda başladım yazıya. Sokakların sessizliğe hakim olduğu zaman diliminden. En sevdiğim saatlerden. Gecenin sessizliğinde sanki daha bir kendimim. Sanki bu saatlerde daha bir öz güvenim yerinde. Bu saatler, benim saatlerim. Sabahlara kadar otururdum bir zamanlar. Tarık bu nedenle, “Gecelerin yargıcı” derdi bana. Gecelerin yargıcından iyi geceler herkese.
Yedi Numara ekibi diziden önce de tanışıyormuş...
Yedi Numara ekibi meğer dizi başlamadan önce de birbirlerini tanıyorlarmış. Gülden Güney yani ekibin Cansu’su, o yıllarda oynadıkları bir tiyatro oyunundan bir fotoğraf paylaştı İnstagram hesabında.
BU 10 KASIM REKLAMI BENİM İÇİN UNUTULMAZ…
10 Kasım’a özel
yapılan reklamlardan bu sene en çok Garanti’nin yaptığını beğendim. Ayrıca
reklamda yaşadığım yerin, yani Düzce’nin isminin geçmesi de ayrıca
gururlandırdı beni.
ALIŞKANLIK İŞTE BÖYLE ETKİ YAPIYOR BEN DE…
Alışkanlığın en
güzel yanı: Alışkanlık haline getirdiğin davranışı yapmadığın zaman içinin
rahat etmemesi. O işi yapmadan yatarsam huzursuz oluyorum.
MERKEL, EMEKLİLİKTE NE YAPACAK?
Eski Almanya
Başbakanı Merkel, emeklilikte nasıl bir hayat geçireceği sorusuna, “Kitap
okuyup, uyuyacağım” demiş. Hayalimdeki yaşam.
TRT 2'den övgüyle bahsediyor herkes...
TRT 2’yi çok övüyorlar. Genelde TRT’nin kanallarında yapılan sanat içerikli yayınlar pek sevilmez. Daha doğrusu kalitesiz bulunur. Ama TRT 2 başka. Hep güzel şeyler duyuyorum bu kanal hakkında. Her akşam film yayınlaması da ayrıca güzel. Her ayın başında, her akşam yayınlanacak filmlerin listesini çıkarırlar. Bu bile sempati duymam için yeterli.
AYKUT ENİŞTE, DEVAM FİLMİ İLE GELİYOR…
Aykut Enişte
filmini bir blog arkadaşımın yazısında okuyup izlemiştim. Güzel filmdi. Şimdi ikincisi
çekilmiş ve 3 Aralık’ta sinemalardaymış. Bu sefer ki filmde, Hakan Yılmaz da
var. Bakalım serinin devam filmi nasıl olmuş?
KULÜP DİZİSİNİ İZLEDİNİZ Mİ?
Netflix’de son
günlerde konuşulan dizimizin adı: Kulüp. Başrollerinde yok yok. Barış Arduç,
Gökçe Bahadır, Salih Bademci gibi isimler var.
Haddini bil tweetleri can sıkıyor artık...
Twitter gündemine baktım. Yine, bilmem kim haddini bil diye bir başlık açılmış. Bıktım artık birilerinin hedef gösterilmesinden. Bırakın artık şu düşmanca işleri. Düşün artık şu milletin yakasından.
TEKNİK AKSAKLIK…
E-Devlette, bir
şey sorgulattığında “Şu anda teknik bir hatadan dolayı işlem yapılamıyor” gibisinden
falan bir şeyler yazıyor ya. “Başlayacağım teknik aksaklığına şimdi” diyorum.
TRT PAYI KALKIYOR…
Cumhurbaşkanı
Erdoğan, elektrik faturalarından TRT payının alınmayacağını açıklamış. İyiden
iyiye erken seçim geliyor mu? Ne dersiniz?
BU DİZİ SIKICI GELDİ BANA…
“Üç Kuruş”
dizisine denk geldim. 15-20 dakika kadar izledim. Beklentimin çok altında
kaldı. Sıkıldım.
KAZANMAYI UNUTUN…
Muhalefet, Lütfü
Türkkan gibi beklenmedik skandallara imza atarsa seçimi kazanmayı unutsun…