23 Nisan coşkusu ve İstanbul depremi korkusu...

15 dakika sonra saat gecenin 01.00’i olacak ve ben hala yatmadım. Yarın iş var. Bugün 23 Nisan’dan dolayı tatildim.

BAYRAMDAN, DEPREME GEÇİŞ…

İnstagram’dan ve televizyonlardan 23 Nisan kutlamalarını takip ederken İstanbul’da 6,2 şiddetinde bir deprem oldu ve gündem bir anda değişti. Bazı vatandaşlar geceyi dışarıda geçirecekler. Her depremden sonra konuşulan şeyler yine konuşuldu. Hepsi birkaç güne unutulur.

BİRAZ EŞREF RÜYA İZLEMECE…

Kanal D’de, Eşref Rüya dizisinin yeni bölümü vardı. Biraz onu izledim. Sevdiğim bir dizi ama oturup baştan sona bir diziyi izleyemiyorum, sıkılıyorum.

NEREDE O ESKİ MİLAN?

TRT Spor’da, İtalya Kupası Yarı Final maçı vardı. Son 10 dakikasını izledik. Milan 2-0 öndeydi. Biz açtık. Milan, üçüncü golü de attı ve maç öylece bitti. Milan finale çıktı. Nerede eski efsane Milan hey.

BİR ŞEY YAPMAYAN BİZLER…

İnstagram’da bir söze denk geldim. “Ortadoğulular üzülür ama bir şey yapmazlar” diye. Aynen öyle. Üzülüyoruz ama bir hazırlık yapalım derdimiz yok. Zaten geleceğe dönük bir şeyler yapmak hamurumuzda yoktur. Biz, anlık yaşarız. Geleceği düşünme yok.

CELAL HOCA NE DEĞİŞTİ?

Celal Şengör yıllar önce Kanal İstanbul’u savunmuş. Şimdi şiddetle karşı çıkıyor. Fatih Altaylı’nın bunu sorması lazım. O zaman niye onaylıyordu, şimdi niye karşı çıkıyor? Bıktık artık bir öyle bir böyle konuşanlardan ya. Neyse şimdi Celal Hoca’ya sallamayalım. Geçerli bir açıklaması vardır belki.

Kırmızı kart gören köpek...

Haftanın ilk gününü bir şekilde geride bırakmanın onur ve gururunu yaşıyorum. Kutlu olsun. Birkaç gündür yine doğru dürüst uyuyamıyorum. Uykusuzluk çok fena millet. Aman dikkat edin. Çok acıkmışım, tam da ben bu durumdayken taze ekmek gelmez mi. Biraz fazla kaçırdık tabi. Kurt gibi acıkacak hale gelinceye kadar beklemeyin. Sivrisinekler bir ay sonra uyanacaklarmış. Şimdiden hazırlıklar başlasın. Bu yaz çok çetin geçecek. Konya’da ise oynanan bir maç sırasında sahaya giren bir köpeğe, hakem tarafından kırmızı kart gösterilmiş. Köpeğin bakışların anladığım kadarıyla, “Bana da mı kırmızı kart?” diyordu hakeme. Acaba dişlerim, stres sebebiyle ağrıyor olabilir mi? Doktorlar her şeyi strese bağlıyorlar ya. Sadece bir tahmin.

Eşref Rüya, efsane diziler arasına girebilir mi?

Eşref Rüya dizisi efsane diziler arasına adını yazdırabilir. Tabi senaryo sağlamsa. İlerleyen bölümler, senaryonun sağlamlığını gösterecek bize. Bunun dışında dizi, sezon finali yapıp, gelecek sezon da devam eder. Ama gelecek sezon final yapılmalı ve devam ettirilmemeli. Her zaman dediğimiz gibi, bir dizi en fazla iki sezonu kaldırıyor bizim ülkemizde.

MOURİNHO’YU GÖNDERİN…

Fenerbahçe evinde Kayserispor ile 3-3 berabere kaldı. Artık buradan şampiyonluk dönmez ve Galatasaray şampiyon olur. Fenerbahçe’nin yerinde olsam Mourinho’yu gönderirim.

ACILARIN DİZİSİ…

Kardelenler dizisindeki acıları kaldıramıyorum artık. Bir diziye bu kadar acı çok fazla. Bu acı, izleyiciye de çok fazla gelmiş olacak ki dizi birkaç bölüm sonra final yapacak. Bakalım Atv, pazar akşamlarına bu dizi yerine, yeni bir dizi koyacak mı?

Kişisel Blog Notları #1

*Eşref Rüya dizisi tutmuştur. Reytingler bunu gösteriyor zaten. Ben de diziyi sevdim. Şu an için senaryo çok iyi gidiyor. Senaryolar genelde çok iyi başlıyor zaten. Önemli olan devamının nasıl geleceği.

*Bazı konularda çok detaycıyım. Evet, bu yanımı seviyorum. Ama beni çok yoruyor.

*Galatasaray, Okan Buruk ile 3. Şampiyonluğuna doğru gidiyor. Bundan sonra asıl sorulması gereken soru şu: Galatasaray, gelecek sene de Okan Buruk ile devam etmeli mi?

*Bizimkiler, Atv’de yeni başlayan Sustalı Ceylan dizisini izlemeye başlamışlar ve beğenmişler. Daha diziyi doğru dürüst izleyemedim. Ama pek benlik bir dizi değil gibi.

*Bizim uyduda yine problem var. Sinyal yok hatası alıyoruz. Uyducuyu çağırdık. Dün gelecekti gelmedi. Canı ne zaman isterse gelecek işte.

 

Hayallerimize ulaşmanın yolu...

Hayattan ne istediğimi detaylı bir şekilde yazmadım hiç. Ne istediğimi hiç yazdım mı peki? Belki bir defa. Bununla ilgili yeni bir video izledim. Videoda, sadece hayalimizi değil, hayalimizi en küçük detayına kadar yazmamız gerektiği söyleniyordu. Anladık ki, bu detay olayı çok önemliymiş. Tabi sadece yazmak yetmiyor. Bir de onu hayal etmek, ama gerçekmiş gibi. Yoğun duygularla. Birkaç madde daha söylendi videoda ama aklımda kalan bu iki madde oldu. Hayal etmekte çok önemliymiş. Beyin, gerçek ile hayali ayıramıyormuş. Beynimiz bu ayrıma nasıl varamıyor, hala şaşarım. İşin temeli bunlara dayanıyor işin özeti. Şimdi bunları denemeye var mısınız? Hayallerimize ilk adımı atıyor muyuz?

İçerik üretmek, cesaret işi mi?

İçerik üretmek, cesaret ister mi? Video çekmek o kadar sıradan bir hale geldi ki artık. Onda ne var? Hemen bir dakikada bir shorts videosu yaparsın. Önemli olan içerik üreteceksin de ne olacak? İçerik üretmek zorunda mısın? Belki de sadece tüketici olman gerekiyor. İnsanlara anlatacak bir şeylerin varsa, durma hemen bir YouTube kanalı aç ve sabahtan akşama video çek.

YÖNÜNÜ ARARKEN…

Beyhan Budak’ın, 3 yıl önceki bir videosuna denk geldim. Sohbetin nasıl başlatılacağına dairdi videonun konusu. Hiç Beyhan Budak’lık bir konu değil aslında. Galiba o zamanlar, o da yönünü bulmaya çalışıyormuş. Ama sonunda bulmuş. Artık bir tarzı var. Hangi konular üzerine videolar çekeceği belli.

SENDEN ÇOKTAN GEÇMİŞ…

Cem Özer, YouTube’da Gece Rutini adında bir program yapmaya başlamış. 10 dakika izledim ve kapattım. Esprileri o kadar berbat ki. Konuşmasıyla o kadar büyük çamlar deviriyor ki. Program sunma ve espri işi Cem Özer’den çoktan geçmiş.

Sıkılmak, mutlu olmak ve yarım bırakmak...

Öyle büyük büyük cümleler kuracak değilim. Benim cümlelerin her zaman kısadır ve özdür. O kadar detaya girmeyi sevmem. Sıkılırım. Gerçi benim sıkılmadığım hiçbir şey yok. Aslında sıkılmanın iyi olduğu ve yeni şeyler üretmek için bulunmaz bir fırsat olduğunu söylüyorlar. Sanırım ben bu fırsatı bu zamana kadar değerlendiremedim. Fırsatları değerlendirme konusunda iyi miyim? Bugüne kadar önüme bir fırsat geldi mi ki, onu bile bilmiyorum.

İNTERNET OLMASAYDI...

Aslında çoğu şeyi bilmiyorum. Bilmemenin de mutluluğun bir yolu olduğu söylenir. Bu mutlulukla ilgili de ne çok şeyler söylenir değil mi? Aslında internet olayı çıkmasa kaç kişi mutlu olmayı kafaya takardı ki? Kafaya takmak. Evet, kafaya taktığım birkaç şey vardır hayatımda. Ama bunların ne olduğunu sormayın lütfen bana. Bazı şeylerin gizli kalması gerekir. Yahu ben bazı şeyleri kendimden saklarken size nasıl söyleyebilirim. İnsan kendinden bir şeyler saklar mı? Evet, saklar. Hem de nasıl.

YARIM BIRAKMAK…

Elimdeki çayı yarıda bıraktım. Bugün çok içtim ya. Artık gitmiyor bu bardak. Bu da böyle kalsın, içilmemiş, yarım. Hayatta bazı şeyleri yarım bırakırız değil mi? Bazen bizim tercihimizdir, bazense hayatın bize dayatması. Hayatın bize dayatması. Acaba doğru bir ifade oldu mu diye düşünüyorum. Bakış açısına göre değişir.

YAPAMAMANIN GETİRDİĞİ GÜZELLİKLER…

Ben çok fazla sert bir açıdan bakmamak gerektiği düşüncesindeyim. Hayatın bize izin vermediği şeyler sonradan bize güzellikler olarak dönüyor. Yani her şeyi yapma şansımız yok. Ne kadar istesek de. O yüzden bir şey olmuyorsa olmuyordur. Zorlamanın alemi yok. Zorladıysak ve olmadıysa, kafaya takmanın alemi yok.