Kişisel Blog Notları #1

*Eşref Rüya dizisi tutmuştur. Reytingler bunu gösteriyor zaten. Ben de diziyi sevdim. Şu an için senaryo çok iyi gidiyor. Senaryolar genelde çok iyi başlıyor zaten. Önemli olan devamının nasıl geleceği.

*Bazı konularda çok detaycıyım. Evet, bu yanımı seviyorum. Ama beni çok yoruyor.

*Galatasaray, Okan Buruk ile 3. Şampiyonluğuna doğru gidiyor. Bundan sonra asıl sorulması gereken soru şu: Galatasaray, gelecek sene de Okan Buruk ile devam etmeli mi?

*Bizimkiler, Atv’de yeni başlayan Sustalı Ceylan dizisini izlemeye başlamışlar ve beğenmişler. Daha diziyi doğru dürüst izleyemedim. Ama pek benlik bir dizi değil gibi.

*Bizim uyduda yine problem var. Sinyal yok hatası alıyoruz. Uyducuyu çağırdık. Dün gelecekti gelmedi. Canı ne zaman isterse gelecek işte.

 

Hayallerimize ulaşmanın yolu...

Hayattan ne istediğimi detaylı bir şekilde yazmadım hiç. Ne istediğimi hiç yazdım mı peki? Belki bir defa. Bununla ilgili yeni bir video izledim. Videoda, sadece hayalimizi değil, hayalimizi en küçük detayına kadar yazmamız gerektiği söyleniyordu. Anladık ki, bu detay olayı çok önemliymiş. Tabi sadece yazmak yetmiyor. Bir de onu hayal etmek, ama gerçekmiş gibi. Yoğun duygularla. Birkaç madde daha söylendi videoda ama aklımda kalan bu iki madde oldu. Hayal etmekte çok önemliymiş. Beyin, gerçek ile hayali ayıramıyormuş. Beynimiz bu ayrıma nasıl varamıyor, hala şaşarım. İşin temeli bunlara dayanıyor işin özeti. Şimdi bunları denemeye var mısınız? Hayallerimize ilk adımı atıyor muyuz?

İçerik üretmek, cesaret işi mi?

İçerik üretmek, cesaret ister mi? Video çekmek o kadar sıradan bir hale geldi ki artık. Onda ne var? Hemen bir dakikada bir shorts videosu yaparsın. Önemli olan içerik üreteceksin de ne olacak? İçerik üretmek zorunda mısın? Belki de sadece tüketici olman gerekiyor. İnsanlara anlatacak bir şeylerin varsa, durma hemen bir YouTube kanalı aç ve sabahtan akşama video çek.

YÖNÜNÜ ARARKEN…

Beyhan Budak’ın, 3 yıl önceki bir videosuna denk geldim. Sohbetin nasıl başlatılacağına dairdi videonun konusu. Hiç Beyhan Budak’lık bir konu değil aslında. Galiba o zamanlar, o da yönünü bulmaya çalışıyormuş. Ama sonunda bulmuş. Artık bir tarzı var. Hangi konular üzerine videolar çekeceği belli.

SENDEN ÇOKTAN GEÇMİŞ…

Cem Özer, YouTube’da Gece Rutini adında bir program yapmaya başlamış. 10 dakika izledim ve kapattım. Esprileri o kadar berbat ki. Konuşmasıyla o kadar büyük çamlar deviriyor ki. Program sunma ve espri işi Cem Özer’den çoktan geçmiş.

Sıkılmak, mutlu olmak ve yarım bırakmak...

Öyle büyük büyük cümleler kuracak değilim. Benim cümlelerin her zaman kısadır ve özdür. O kadar detaya girmeyi sevmem. Sıkılırım. Gerçi benim sıkılmadığım hiçbir şey yok. Aslında sıkılmanın iyi olduğu ve yeni şeyler üretmek için bulunmaz bir fırsat olduğunu söylüyorlar. Sanırım ben bu fırsatı bu zamana kadar değerlendiremedim. Fırsatları değerlendirme konusunda iyi miyim? Bugüne kadar önüme bir fırsat geldi mi ki, onu bile bilmiyorum.

İNTERNET OLMASAYDI...

Aslında çoğu şeyi bilmiyorum. Bilmemenin de mutluluğun bir yolu olduğu söylenir. Bu mutlulukla ilgili de ne çok şeyler söylenir değil mi? Aslında internet olayı çıkmasa kaç kişi mutlu olmayı kafaya takardı ki? Kafaya takmak. Evet, kafaya taktığım birkaç şey vardır hayatımda. Ama bunların ne olduğunu sormayın lütfen bana. Bazı şeylerin gizli kalması gerekir. Yahu ben bazı şeyleri kendimden saklarken size nasıl söyleyebilirim. İnsan kendinden bir şeyler saklar mı? Evet, saklar. Hem de nasıl.

YARIM BIRAKMAK…

Elimdeki çayı yarıda bıraktım. Bugün çok içtim ya. Artık gitmiyor bu bardak. Bu da böyle kalsın, içilmemiş, yarım. Hayatta bazı şeyleri yarım bırakırız değil mi? Bazen bizim tercihimizdir, bazense hayatın bize dayatması. Hayatın bize dayatması. Acaba doğru bir ifade oldu mu diye düşünüyorum. Bakış açısına göre değişir.

YAPAMAMANIN GETİRDİĞİ GÜZELLİKLER…

Ben çok fazla sert bir açıdan bakmamak gerektiği düşüncesindeyim. Hayatın bize izin vermediği şeyler sonradan bize güzellikler olarak dönüyor. Yani her şeyi yapma şansımız yok. Ne kadar istesek de. O yüzden bir şey olmuyorsa olmuyordur. Zorlamanın alemi yok. Zorladıysak ve olmadıysa, kafaya takmanın alemi yok.

Ferdi Tayfur'un daha önceden bilmediğim dizisi...

YouTube’da ne izlesem diye dolanırken Ferdi Tayfur’un daha önce çekmiş olduğu bir diziye denk geldim. Memur Muzaffer dizinin adı. Daha önce böyle bir dizide oynadığını bilmiyordum. Bi 5 dakika izledim. Güzel bir aile dizisi. Zamanında bu diziyi neden izlememişim ya da neden hiç hatırlamıyorum bilmiyorum. Eski dizileri izlemek isteyenlere öneririm.

Yapmayarak pişman olmak...

*Hayatta yaptığın bir şeye mi pişman olmak  yoksa yapmadığın bir şeye mi pişman olmak? Ben yapmayarak pişman olmayı tercih ederim. Yaparak pişman olmak daha fazla üzer beni. Gün gelir görüşüm değişir, o ayrı.

*Gün boyu maç izleyerek geçirebilirim bir günü.

*YouTube’dan açıp Hababam Sınıfı’nı izlemem. Ama televizyonda denk geldiğimde izlerim. Sizce neden böyle?

*Beşiktaş taraftarının çok istediği şey olacak ve Şenol Güneş, Beşiktaş’a gelecek gibi.

*Müzik çalarken yazı yazamam normalde. Şu anda arka planda müzik çalarken yazmayı deneyeceğim bakalım.

*90’ların bir Pazar gününe gitmek isterdim. Kasetli olan o günlere. Dokunmatik telefonların olmadığı falan. Böyle uzar gider bu liste.

*Sayfalar dolusu kitaplar yazmak isterdim. 300-500 sayfalık. Yıllar önce bir roman okumuştum. 750 sayfa kadar. Onun gibi bir kitap yazmak isterdim.

*Amelie filmi çok sevilen filmler arasında. Ben de izledim. Ama bana hitap etmedi.

*Ara ara Yunus Emre dizisinin müziklerini dinlerim. Huzur verir bana.

*Nilay Örnek’in, Nasıl Olunur adında podcast yayını var. Alanında bir yerlere gelmiş kişiler geliyor ve anlatıyor. Kendime soruyorum şimdi, “Nasıl olunurmuş öğrendin mi?” diye. Bu sorunun cevabında kararsızım.

*Ekip biçip geçineceğimi bilsem hayatımı ekip biçmeye verirdim. Şu iş stresinden de kurtulurdum.

*Artık eskisi gibi hiçbir kanal Turist Ömer filmlerini yayınlamıyor. Keloğlan’ı da yayınlamıyorlar artık. Hiç olmazsa Pazar günleri öğleden sonraları için yayınlanmalılar.

 

Yemek videolarına hamburgerli çözüm...

     Tepkikolik’te yemeklere tepki bölümü var. Yemek yiyip, “Güzel veya kötü” diyorlar. Ya biz ekranda izleyenler ne yapsın? Bundan sonra böyle videolar izlemeden hamburger sipariş edeceğim. Onlar yemek yerken ben de hamburgerimi yiyeceğim. Bu videolara ancak böyle çözüm bulabilirim.

MEĞER ÇOK ÜNİVERSİTE İYİ DEĞİLMİŞ…

     Meğer her ile üniversite açılması güzel değilmiş. Meğer büyük şehirlerde yaşamak güzel bir şey değilmiş. Türkiye’nin çözülmesi gereken sorunlarından bunlar da. Biz millet olarak sayıya çok önem verip, kaliteye önem vermiyoruz. Çok üniversite bunu gösteriyor işte.

GÜZEL BELGESEL YAPAN İYİ KAZANIR…

     Şu aralar güzel belgesel yapabilen birileri çıkarsa parayı götürür. Olayları veya kişileri, tarafsız ve hakkını vererek belgesel yapanların çok iyi ekmek yiyeceği dönem bence.