İbrahim Büyükak ve Tolga Çevik’in başrollerini oynadığı Kalender Pide hakkında İbrahim Büyükak’ın eşinin yaptığı yorum, İbrahim’in çok hoşuna gitmiş. Demiş ki eşi, “Eski Türk filmlerindeki tadı aldım Örnek vermek gerekirse de Şener Şen’in, Mesudiyeli Mesut’u oynadığı Milyarder filmi.” Ben bu filmi sevmem. Çünkü para uğruna insanların ne hallere düştüğünü görmek çok üzücü. Evet, o filmdeki anlatılanlar gerçek olabilir. Ama bu gerçekle her zaman yüzleşmek istemiyorum. O nedenle televizyonda bu filme denk gelirsem izlemem, başka kanala geçerim. Bu arada İbrahim Büyükak, film ya da dizi yazarken gündemdeki olaylar üzerinden şaka yazmadığını, çünkü film ve dizilerinin yıllar sonra da izlenmesini istediğini söyledi. İbrahim bu işi çözmüş. Yıllar sonra o espriyi kimse anlamayacak ve o espri, çöp bir espri olacak çünkü.
Kalender Pide, hangi Türk filmine benziyor?
Altına hücum...
Güzel, sıcak bir cuma gününden merhaba. Aylardan mayıs. Ama dışarıdaki sıcak, tam bir yaz sıcağı. Az önce kütüphaneden kitap almaya gittim ve sıcak havayı deneyimledim. Benden geçer not aldı. Evet, bu sıcak, yaz sıcağı gibi. Kafama göre kitap bulmakta zorlandım. İki tane kitap seçtim. Umarım güzel çıkarlar. Altının devamlı yükselmesi nedeniyle millet altına yatırım yapıyor. Fiziki altın alıyor, fon alıyor, bankadan dijital altın alıyor. Resmen altın peynir ekmek gibi satıyor. Dünya ne kadar kaosa girerse altın o kadar yükseliyor. Önümüzdeki günlerin kaos olmadan geçeceğini düşünen var mı? Altına hücum devam edecek yani. Öyle bir film mi, kitap mı, ne vardı değil mi? Altına hücum diye. Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum. Ya da uyduruyorum.
Skeç izleyip, pandemi nostaljisi yapmak...
Çok Güzel Hareketler Bunlar 2’nin pandemi dönemindeki, seyircisiz skeçlerinden birini izledim. O günlere gittim yine. Sanki gerçek değilmiş gibi yaşadıklarımız.
HER
AN BİR ÇILGINLIK YAPABİLİRİM…
Bazen
yeni br blog açma isteği duyarım. Eski bloglarımdan sıkıldığımı hissederim. Yine
böyle bir dönemdeyim. Her an yeni bir blog açabilirim.
ZİRVEYİ
SEVDİ…
Dün
akşam Eşref Rüya’nın yeni bölümünü izleyemedim. Ama reytinglere baktım. İki reyting
listesinde de zirvede yer almış yine.
İNTER…
Şampiyonlar
Ligi’nde final belli oldu. İnter ve PSG oynayacak. Bence İnter alır. Bu iki
takımın final oynayacağını kimse tahmin edemezdi herhalde.
FB,
YİNE ŞAMPİYON OLAMAYACAK…
Ali
Koç açıklamış. Mourinho kalacakmış. Şimdiden söylüyorum o zaman: Fenerbahçe
gelecek sezon da şampiyon olamayacak. Bunun anlamı budur.
Bengü Beker'in sesi aynı Sezen Aksu...
Bengü Beker’in, Sana Yıldızlar Ödediğimden şarkısını dinledim. Sesi aynı Sezen Aksu’ya benziyor. Zaten şarkı da 90’lar şarkısı gibi. Mabel Matiz yapmış şarkıyı zaten. Eğer Mabel Matiz 90’larda çıkmış olsaydı efsaneler arasında adını çoktan yazdırmıştı. Yine efsane olacak o ayrı.
ARAŞTIRMA
KİTABI YAZARDIM…
Ben
bir kitap yazacak olsam, hikaye ya da roman olmazdı bu kitap. Daha çok
araştırma kitabı olurdu. Belli bir konu üzerine çalışıp, o konu üzerinde
devamlı kitap yazanlara her zaman imrenmişimdir.
HEM
SÖZCÜ’DE ÇALIŞ, HEM DE SALLA…
Yılmaz
Özdil’in hem Sözcü TV’de yorumcu olup hem de CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e
sallaması rahatsız ediyor beni. Madem öyle Sözcü’de çalışma arkadaşım. O zaman rahat
rahat ne istiyorsan söylersin, ne istiyorsan yazarsın. Sözcü TV yönetiminin de
bence uyarması lazım kendisini.
Okan Buruk bir şansı daha hak ediyor...
Okan Buruk’a bir sene daha şans verilmeli bence. Son iki senede Avrupa’da yaşadıklarından kendine dersler çıkarmıştır diye düşünüyorum. Özellikle de bu sene baya dersler almış gibi duruyor. Üç orta saha ile oynamak gibi mesela. Savunma güvenliği öncelikli oyuna geçmek gibi mesela. Eğer gelecek sene de Avrupa’da başarısız olursa kimse kendisine tahammül etmez ve Galatasaray’dan gönderilir. Ama bu sefer başarılı olursa bir çeyrek final görürüz diye umuyorum. Ama bu başarı da nasıl olacak? Birçok giden olacak takımdan. Mesela Osimhen gibi. İcardi dönecek ama nasıl dönecek. Morata yeter mi? Transferde çok dikkatli olunması gerekiyor. Hatalı trasferler bir anda her şeyi kışa çevirebilir.
Özgür Özel'e yumruk...
CHP Genel Başkanı Özgür Özel’e yumruklu saldırı oldu. Neyse ki Özgür Özel’de bir şey yok. Yumruğu atan adam ise, iki çocuk katili bir baba. Bu adam gün yüzü görmemesi gerekirken şartlı tahliye ile salınmış. Şimdi bu adalet mi? Bu nasıl adalet? Bu adam toplum içine nasıl karışabiliyor? Gerçekten biz de nasıl bir adalet anlayışı var anlamak güç.
LİGE
BİR ŞEYLER KATAR, KENDİNE DEĞİL…
Galatasaray’da,
Osimhen kalacak mı gidecek mi tartışması devam ediyor. Bu konuda Erman Toroğlu,
“Osimhen kalırsa lige bir şeyler katar ama kendisine değil” dedi. Doğru
söylüyor. Bir Galatasaraylı olarak söylüyorum ki: Osimhen’in gitmesi lazım.
Kendini büyük takımlarda görmesi lazım. Gün gelir, tekrar Galatasaray’a döner
merak etmeyin.
İşin özü yazmak...
Bazen yazma pratiği olsun diye saçmalamayı önerirler. Peki nasıl saçmalamak? Bana saçmalama örneği bir yazı gösterir misiniz? Nedense her zaman bir örnek görmek isterim. Kendim direk bir şeyi yapamam. Önce örneği göreceğim, durumu kavrayacağım sonra da kendim o şeyi yapacağım. Her yiğidin yoğurt yiyişi farklı sonuçta değil mi? Yazılarımda yargı dağıtmayı da sevmiyorum. Ben sadece olanı yazmak istiyorum. Hiçbir şeyi beğenmeyen yazar takımından olmak istemiyorum. Her şeye bir kulp bulan yazarlardan da olmak istemiyorum. Bazen sadece olanı yazmak istiyorum. Yorumsuz bir şekilde. Tarihe not düşmek derler ya. İşte sadece not düşmek amaçlı yazmak istiyorum. Yani işi özü yazmak. Her zaman yazmak.