Gece yarısına çok az kaldı. Eskiden gece yarılarında programlar olurdu televizyonlarda. Sonra radyoları dinlerdik. Geceleri slov şarkılar çalardı radyolar. Olmayan sevgilimizi düşünerek dinlerdik o şarkıları. Bir yerde okumuştum. Aşk şarkıları dinleyip hüzünlenmek için illa bir aşk acısı çekiyor olmanız gerekmiyor diyordu. Evet, doğru aslında. Ama bu utanılacak bir şeydi sanki. Sevgilin yoksa ve daha önce hiç aşk acısı çekmediysen bu slov şarkıları dinlediğini söylemeye hakkın yok gibiydi. Belki de böyle bir şey hiç olmadı. Ben saçmalıyorum. Belki de kendi kendime düşünüyordum bunu. Bir sevgilim yoktu ve hiç aşk acısı çekmemiştim. O zaman bu şarkıları dinleyip niye hüzünleniyordum? Buna hakım var mıydı? Bir ton saçmalık işte.
Kişisel Blog Yazıları #100: Yoğunluk, salata ve gidenler
-
Bugün çok yoğundu. Resmen nefes alamadık. O kadar çok aradı ki müşteriler.
Haftayı kapattık ama pestilimiz de çıktı. Kanal D’de, Arka Sokaklar’ı
izledik....
20 saat önce

0 Yorumlar